SAVCILAR HAREKETE GEÇERKEN VAN (Şemdinli Davası) SAVCISININ BAŞINA GELENLERİ DÜŞÜNÜYOR OLMALI!
Bu ülkede ne zaman üst düzey bir yetkili, bir bakan ya da başbakan, savcıları göreve çağırsa aklıma o meşhur Şemdinli davası savcısı geliyor.
Bu adamcağızın tek suçu, bir hayli karanlık, şaibeli ve tehlikeli bir hadiseyle ilgili ülkede herhangi bir savcının yazabileceği türden biraz elektrikli bir iddianame kaleme almaktı.
Sonra ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Baklava çalan çocukları ömür boyu hapisle yargılamak isteyen savcıların olduğu bir ülkede, atılan bombalar, ölen kişilerin olduğu bir davayla ilgili iddiada bulunmak isteyen bir savcıya, mesleği zehir edildi.
Eski Van Cumhuriyet Savcısının mesleği elinden alındı. Bırakın avukatlık yapmayı, mahkemede mübaşirlik bile yapamayacak hale getirildi bu insan.
Şimdi Başbakan Erdoğan çıkmış, Genelkurmay andıçı ve bir emekli generale ait olduğu ileri sürülen bir günlükle ilgili savcıları göreve çağırıyor. Şu ana kadar bu çağrıya cevap veren bir hareket de yok...
Van savcısına kimse sahip çıkmadı. Şemdinli davasından sonra acaba hangi gözü kara, yürekli savcı çıkıp da geleceğini ateşe atma cesareti gösterebilir?
Yeri geldiğinde zehir gibi açıklamalar yaparak yargı kararları ile ilgili pek de güzel açıklamalar sayın Adalet Bakanı da, iş Şemdinli’ye geldiğinde “ben karışmam” diyerek işin içinden bir güzel sıyrılıvermişti.
O yüzden Sayın Başbakan, herkese eşit adalet uygulanmadıkça boş yere savcıların kendiliğinden harekete geçmesini beklemeyin bu ülkede.
Fakat Başbakan'ın Özdön Örnek'in günlükleri ile ilgili haberler konusunda savcıları göreve çağırması Ahmet Hakan'a Fethullah Gülen Cemaati'ni şikayet eden Bakan'ın sözlerini boşa çıkarıyor! Bakanın hükümet adına değil de, AK Parti hükümeti içindeki ulusalcı kanadı temsil eden bir kaç kişi adına konuştuğunu ortaya koyuyor!
Yorumlar serkan aktaş evet bir yürekli savcı çıktı ve dava açtı ama kime biliyormusunuz??
nokta dergisine..
ne enteresan değil mi??NOKTA Askeri savcılar da soruşturma açmalı!
Emekli Hakim Binbaşı Yusuf Çağlayan, günlükle ortaya çıkan darbe planlarının Askerî Ceza Kanunu'nun 148. maddesine göre suç teşkil ettiğini söyledi
Çağlayan, sivil savcıların yanı sıra askerî savcıların da harekete geçmesi gerektiğini kaydetti. Askerî Ceza Kanunu'na göre siyasi amaçla demeç veren, gösteriye katılan ve bu çerçevedeki bir beyannameye imza verenler 5 yıla kadar hapisle cezalandırılıyor. Çağlayan, bu tür gizli darbe planlarının en büyük darbeyi Silahlı Kuvvetler'e vurduğu kanaatinde. Türkiye'de yaşanan bütün darbelerin 'mevcut Anayasa tehdit altında' denilerek yapıldığını hatırlatırken, "Ancak gelenlerin ilk yaptığı iş Anayasa'yı ortadan kaldırmak oldu. Tamamen ileriye dönük mevki, makam hesapları bunlar." ifadelerini kullanıyor. Silahlı Kuvvetler adına demeç verme yetkisinin Genelkurmay başkanı ve Genelkurmay genel sekreterinde olduğunu belirten Çağlayan, 28 Şubat sürecinde herkesin konuştuğunu hatırlatıyor. Emekli hakim şöyle devam ediyor: "Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, üniversite rektörlerini kabul etti. Bu tür faaliyetlerin suç olduğunu bildikleri için konuşmalarının sonuna, 'Bunlar komutanın bilgisi dahilindedir.' şeklinde bir ibare ekliyorlardı."
NOKTA
Üstün Cem AKMEN Üniversiteleri kışlaya çeviren faşist oligarşi; şimdi de sokakları esir alıp teröristlere teslim etmek istiyor. Koordineli, hesaplı glabal büyük bir oyunla ve tuzakla karşı karşıyayız.
Iraklıları ve Filistinlileri hangi güç odakları birbirine düşürüp kırdırıyorsa, aynı karanlık-mandacı-masonik odaklar Türkiye'yi de cehenneme çevirmeye çalışıyor.
14 NİSAN MİTİNGİ; emperyalizmin laik Cumhuriyeti yıkma adına büyük bir provokasyonu ve başkaldırı provasıdır. Hedef; laik Cumhuriyet!
Karanlık odaklar; resmen ve fiilen orduyu kışkırtıp ordu içinde ikilik meydana getirmeye çalışmakta; İttihatçı kafayla çok tehlikeli bir bölünmenin kutsal ittifakı içerisine girmiş bulunmaktadır.
Bugünler tarihi günler! Ve Türkiye; 2007'de tam bir dönüm noktasında. Ya devam, ya da emperyalizmin elinde oyuncak kanlı bir coğrafya!
Cumhuriyet Savcıları; 14 Nisan mitingine asla izin vermemeliler, laik Cumhuriyeti ve Türk ulusunu seven hiçbir kimse de bu "kinli ve kanlı senaryo"ya iltifat etmemelidir. Mandacı militarizme ve devletimizin Libya gibi gerici bir çadır devleti olmasına asla tahammül edemeyiz.
Bu ülke; hurafeci laikçi mollaların, NATO paşalarının ve maşalarının eline bırakılamaz. Gelecek nesiller hepimizi lanetle anarlar, şehitlerimizin de kemikleri sızlar!Şeref ALTAN Ülkemizde hukuk devletinin, adaletin ve hukukun önünde en büyük engel ne yazık ki Adalet Bakanımız Cemil Çiçek görünüyor! Ülke KERBELA'ya döndü; Sayın Bakan hala militarizmle sarmaş dolaş olup ikbalimi kaybetmiyeyim diye akıllara ziyan kıytırık manevralarla Türk milletini oyalıyor; milyonların geleceğini karartıyor. SAYIN BAKAN; hemen istifa etmeli! Bakansız Adalet, belki şimdikinden daha iyi işler!
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...