|
|
|
|
|
YENİ ŞAFAK'TA DEMOKRASİ KARŞITI YAZI YAZDIRMAM!
"Yeni Şafak'ta Demokrasiye karşı yazı yazdırmam!!!" Mustafa Karaalioğlu ilk kez konuştu!
Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu Mediacat dergisinin sorularını yanıtladı. Yeni Şafak AKP'ye ne kadar yakın? Ahmet Hakan'a nasıl bakıyor? Liberal ve demokratik çizgisi ağır basan Yeni Şafak'ta bundan sonra neler yapmayı planlıyor?
MEDIACAT'IN KARAALİOĞLU RÖPORTAJI
Ahmet Hakan geçtiğimiz günlerde yazdığı bir yazısında 28 Şubat'ın İslamcı kesimi değiştirdiğini, radikallikten uzaklaştırıp merkeze yaklaştırdığını iddia ediyordu. Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, 28 Şubat'ın kendilerini değiştirmediğini, 13 yıl önce kurulduklarında da bugünkü değerleri savunduklarını söylüyor.
‘Biz 28 Şubat'ta değişmedik'
Son zamanlarda Yeni Şafak gazetesi sık sık hükümet yanlısı olmakla eleştiriliyor. Mustafa Karaalioğlu, buna itiraz ediyor. AKP ile aralarında fikri bir paralellik olduğunu kabul eden Karaalioğlu, partilerle gazeteler arasındaki yakınlık bağı hakkında bir liste oluşturulsa Yeni Şafak'ın ilk 10'a bile giremeyeceğini kaydediyor.
Gazeteler sık sık birbirlerini çeşitli sıfatlarla yaftalıyor. Biri ‘dinci medya' diyor, diğeri ‘kartel medyası.' Sizin aklınızdaki Yeni Şafak algısı bu yaftalara sığıyor mu?
Herkesin bir fikri ve ideolojisi var ve bunun sorumluluğunu herkes taşımalı. Bu açıdan bir rahatsızlık duymuyoruz. Benim asıl şikâyetçi olduğum konu, bizimle ilgili olarak ‘dinci' ve ‘İslamcı' gibi sıfatlar kullananların, aslında sözümüzün değerini düşürmeye çalışmaları. FakatYeni Şafak etkili, sözü dinlenen bir gazete. Benzeri olmayan bir gazete. Bu kadar farklı görüşten insan başka bir gazetede yok. Merkez gazetelerden marjinal gazetelere kadar, hatta liberal olduğunu iddia eden gazetelere kadar bütün gazeteler arasında en çok çeşitliliği, en çok farklı görüşü barındıran gazete Yeni Şafak . Böyle bir gazeteyi ideolojik bir sıfatla parantez içine almak haksızlıktır. Böyle tanımlamalar konusunda bu nedenle takıntılıyım ama bunun ötesinde kişisel olarak ben veya arkadaşlarım ya da yazarlarımız şu veya bu şekilde tanımlanabilir, biz de insanları tanımlayabiliriz. Yani herkesin bir ideolojik kimliği, bir etiketi var.
Yaftalamalar bir yana, siz kendinizi nerede görüyorsunuz?
Çok ideal bir model Yeni Şafak . Bunu söylerken gazete propagandası yapmıyorum, çok açık ve gururla söyleyebileceğim ve herkese önerebileceğim bir şey bu. Yeni Şafak gazetesinde İslami geçmişten gelen ve hâlâ İslamcı olarak tanımlanan insanlar var. Solcu, pür solcu olarak tanımlanan insanlar var. Liberal olarak tanımlanan insanlar var. Bu tanımların dışında kalan, daha merkez ideolojilerle tanımlanabilecek insanlar var. Başı açıklar var, başı örtülüler var. Akademisyenler var, gazetecilik geçmişinden gelenler var. Yeni Şafak 'ın çalışan kadrosu da böyledir. Yeni Şafak çalışanları aynı fikir zenginliğine sahiptir.
Bununla birlikte şöyle bir yaklaşımımız var: Bu gazetede demokrasiye karşı yazı yazdırmam. Demokratik düzene, demokratik anlayışa karşı bir hareketin yeri değil Yeni Şafak . İnsan hakları aleyhine bir oluşum, insan hakları aleyhine bir tavır bu gazetede olamaz. Temel hak ve özgürlüklerin aleyhine bir tavır bu gazetede olamaz. İnanç, dini hassasiyetler aleyhine bu gazetede bir şey olamaz. Bireysel özgürlükler, özel hayat aleyhine bu gazetede bir şey bulamazsınız.
Gazetenizde çok güçlü liberal yazarlar var. Liberallik bu gazetede sadece bir çeşitlilik mi, yoksa sizin vazgeçilmez damarlarınızdan birisi mi?
Klasik anlamda liberalizmin savunucusu bir gazete değiliz. Liberal düşünceyi, liberal düşüncenin demokrasiye katkılarını çok önemsiyoruz, bunun destekçisiyiz. Bu açıdan liberal kalemler bizim için çok önemli kalemler. Yeni Şafak için demokrasiyi geliştiren liberal fikirler olmazsa olmaz, bir çeşitlilik değil, bir ana damar.
Aslında son yıllarda İslamcı kesimde de bir liberalleşme gözlemleniyor. Gazeteniz bu süreç içinde ne kadar değişmiştir?
Ben Yeni Şafak 'ın kurucusuyum, kurucu yazı işleri müdürüyüm. Yeni Şafak 'ın nasıl, hangi fikirlerle kurulduğunu biliyorum ve evet biz değiştik, geliştik ama Yeni Şafak 'taki asıl gelişim ticari bir gelişimdir. İddia ediyorum, biz 13 yıl önce kurulduğumuzda da Avrupa Birliğine girme taraftarıydık, 13 sene önce de bir demokrasi ve hukuk ülkesi istiyorduk, hatta o zaman bireysel hak ve özgürlükler konusunda daha keskindik. Zaman içerisinde belki biraz daha merkezileşti gazete, daha sofistike bir dil üretme yolunu tercih ettik.
Biz 28 Şubat'ta ya da Türkiye'nin Avrupa Birliği macerasında değişmedik. 28 Şubat'taki tavrımız kuruluşta da vardı, Avrupa Birliği konusundaki yaklaşımımız 13 yıl önce de vardı, şimdi de geçerli. Değişim, ticari kulvarda oldu. Yeni Şafak renklendi, sayfa sayısını artırdı, daha çok görünür oldu, daha renkli birtakım işler yapmaya başladı, haberciliğe daha çok önem vermeye başladı, reklamı daha çok önemsemeye başladı. Değişim zamanın ruhunu yakalama sorunudur. Bu, Hürriyet için de, Sabah için de, Cumhuriyet için de sorundur. Cumhuriyet mesela zamana ayak uydurmakta diğerleri kadar iyi bir performans sergilemiyor. Biz de şüphesiz gelişiyoruz ama Yeni Şafak 'ın 13 yıl önceki manifestosuyla bugünkü manifestosunu üst üste koyun, arada fark yoktur.
Peki aklınızda Yeni Şafak okurları hakkında nasıl bir profil var? Nasıl bir kitleye sesleniyorsunuz?
Yeni Şafak 'ın ana okur kitlesi iyi eğitimli, çevresinde karar verici konumunda, daha çok merkez sağ siyasal tercihlere yakın ve muhafazakar. İnanç özgürlüğüne sıkı sıkıya bağlı ama demokrat bir kitle. Bunun içerisinde çeşitli renkler var tabii. Daha İslamcı, daha muhafazakar, Avrupa Birliğine daha mesafeli bir okur da var.
Size yöneltilen eleştirilerden biri de hükümet yanlılığı. Bu yöndeki eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?
Bir kere bunu anlayışla karşılıyorum. Biz Avrupa Birliği, demokrasi, hukuk ve temel özgürlükler konularında öteden beri bir fikre sahiptik. AK Parti bu fikirleri büyük ölçüde karşılayan bir parti olarak karşımıza çıktı ve bir paralellik ortaya çıktı. Fakat herkesin zannettiğinin aksine -bunu sizin derginize özellikle açıklamak istiyorum, bu beni de çok rahatsız eden bir şey- ne bizim AK Parti ile aramızda organik bir ilişki var, ne AK Parti'nin başı derde girdiğinde biz AK Parti'yi kurtaralım diye bir çaba içerisine gireriz, ne de yeri geldiğinde AK Parti'yi eleştirmekten ve farklı politikalar savunmaktan kaçınırız.
AK Parti Yeni Şafak 'ın da öteden beri savunduğu birtakım fikirleri savunuyor. Fikirlerimiz özellikle iktidarlarının ilk bölümünde büyük paralellikler gösterdi. Bu paralellik AK Parti yanlılığı anlamına gelmez. Kimse Yeni Şafak her durumda AK Parti'yi savunan, bu partinin her yanlışına göz yuman bir gazetedir diyemez. Ama şunu ben gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Partilerle gazetelerin yakın ilişkisi hakkında bir sıralama yapılsa Yeni Şafak ilk ona bile giremez. Siyasi partilere Yeni Şafak 'tan çok daha yakın, hatta o partilerin basın danışmanlığı gibi çalışan gazeteler var. Açıkça kendi kanalının CHP'nin emrinde olduğunu söyleyen kanal sahipleri var.
BİR BUÇUK SENENİN ARDINDAN
Bir buçuk senedir gazetenin yayın yönetmenisiniz. Bu zaman zarfında neler yaptınız?
Yeni Şafak'ı devraldığımda gazetenin iyi bir ismi vardı fakat uzun yıllardır ertelenmiş sorunlarımız vardı. Bunların birçoğu ticari ve idari sorunlardı. Gazetenin yıllar içerisinde ihmal ettiği, çözümünü ertelediği bu problemler gazetenin imajı üzerinde de olumsuz bir etki yaratmaya başlamıştı.
Ben gazeteyi büyük ölçüde değiştirdim. Mizanpajından sayfa sayısına kadar birçok şeyi değiştirdim. Gazetenin baskı tesislerini kapattım. Yeni Şafak kendi tesislerimizde basılıyordu ve çok kötü basılıyordu. Eski model makinelerde basıyorduk ve reklamverenlerin şikayetleri oluyordu. Yeni matbaa siparişi verdik, inşallah yakında gelecek.
Bunun yanısıra sayfa sayısını artırmaya başladık, bazı günler gazetenin kendisinde, bazı günler ilavelerle sayfa sayımız arttı, reklamverenler için daha fazla bir imkan sağlamaya başladık.
Ağırlığı reklama verdik. Reklam servisini tümden değiştirdik. Bundan altı ay sonra yüzde 40 reklam artışı sağladık. Bir de bu yılbaşında 2007 için büyük hedefler koyduk. Rekabet içinde bulunduğumuz medyanın dengelerini tümden değiştirecek bir değişim programı var önümüzde.
HRANT DINK'TEN SONRA
Hrant Dink'in öldürülmesi medya dili için bir milat oldu mu ya da olacak mı?
Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle, Avrupa Birliğinin yarattığı aktüel durumla ilgili bir reaksiyon var, bir cephe oluşuyor. Bu cephe birtakım meşru, legal kesimler tarafından sempatiyle besleniyor. Fakat bu cephenin toplumsal bir tabanı yok, hiçbir araştırmada ulusalcılık görünmüyor.
Bunlar birtakım emekli askerler, emekli bürokratlar ve karanlık birtakım insanlardan oluşan bir oluşum. Çok fazla üyeleri yok ama çok sayıda dernekleri var. Demek ki bir ulusalcılık rantı ortaya çıkmış, ben bunu böyle anlıyorum: Toplumsal bir tabanı olmayan çok sayıda dernek, çok sayıda oluşum varsa, orada bir rant var demektir. Böyle bir rant bunları motive ediyor olabilir. Bu durum Türkiye'de demokrasi ya da ifade özgürlüğü karşıtlığının çok güçlü olduğu duygusu yaratıyor. Bence durum öyle değil, bu dalganın geçici olduğunu düşünüyorum.
Basının bir kesiminde hak etmediği kadar bir ulusalcı yansıma var. Ama klasik milliyetçi damarla bugün ortaya çıkan ulusalcı oluşumları ayırmak lazım. Şu an çok paralel gidiyorlar ve klasik milliyetçi unsurların da çok işine geliyor bu, seslerinin daha güçlü çıkmasını sağlıyor. Ama ben o marjinal kısmın tasfiye edileceğini düşünüyorum. Çünkü bu heyecan işi, o heyecan cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra azalacaktır. Fakat şöyle bir gerçek var: Merkezin dili yani siyasetin merkezindekilerin dili ile ulusalcıların temsil ettiği dil arasında çok fark yok. Legal, meşru, Türkiye'yi yöneten politikacılar aynı sertlikte konuşuyorlar. ‘Vatan haini, vatansever, sırtımızdan hançerlediniz hainler, Türkiye satılıyor' söylemi Ankara'da da var. Tansiyonu düşürmek istiyorsak merkezin dilini sakinleştirmek ve sadeleştirmek zorundayız.
Peki kamuoyunda bu hamaset diline karşı bir bağışıklık gelişmiyor mu?
Biraz gelişti aslında. Toplumun bir kesimi "Bir dakika ya, hakikaten ne oluyor, bu kadar çok konuşulduğuna göre Türkiye tehlikede mi yoksa?" sorusunu kendisine soruyor. Bir yandan da "Vatan da elden gitmez, bunlar da abartıyor" deniyor. Yani toplum sözlerin arkasındaki gerçek anlamı görebiliyor bence.
Bu gazetede demokrasiye karşı yazı yazdırmam. Demokratik düzene, demokratik
anlayışa karşı bir hareketin yeri değil Yeni Şafak.
30.Mart.2007 19:39:56
|
|
|
|
Gazetelerin 1. Sayfaları |
|
AHMEDİNEJAD LARY KİNG'İN KONUĞU OLDU! |
Dünyaca ünlü 'talk showcu' ağır politik konulardan, özel yaşamına kadar Ahmedinejad'a pek çok soru sordu.. |
|
FADİME ŞAHİN OLAYINDA SİSİ KOORDİNATÖRDÜ! |
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
|
|
METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...  |
Metallica'nın son klibi Amerika'yı karıştırdı. Klipte iki Amerikan askerinin Irak ya da Afganistan'da yaşadıkları anlatılıyor. |
|
YANILMIŞIM, TANRI VARMIŞ! |
Ünlü ateist artık Tanrı’ya İnanıyor: Dünyanın önde gelen ateistlerinden biri artık, büyük ölçüde, bilimsel kanıtlara dayanarak Tanrı’ya inanıyor.” |
|
BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!  |
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
|
|
HOCAEFENDİ HAKKINDA YENİ BİR KİTAP: ABD'DE GEÇİRDİĞİ 9 YILIN HİKAYESİ |
Gülen ile Amerika'da yapılan uzun görüşmeler sonucu, yayıma hazırlanan Faruk Mercan'ın geniş gazetecilik çalışması...Titizlikle hazırlanan bu kitapta; Gülen'in çocukluğundan bugüne, sıradışı ve etkileyici hayatını yer yer kendi ağzından yer yer yazarın ağzından okuyacaksınız. |
|
İFTAR ÇADIRI AMERİKA'YA KADAR ULAŞTI! |
Uzun yıllardır Türkiye'nin dört bir tarafında kurulan iftar çadırları, ABD'ye kadar ulaştı. Milky Way Education Derneği tarafından bu yıl ilk kez New Jersey Clifton Park'ta kurulan iftar çadırına; Müslüman Türk toplumu yoğun ilgi gösterdi.
|
|
MODERN HAYATA BAŞKALDIRAN HALK: AMİSHLER |
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı... |
|
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
DÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
» İyi gözetlemeler komutanım!
» Aktütün, Karatütün...
» Neden askerler hiç mesul olmazlar?
» Aktütün denklemi, Zehirli bal...
» Ramazan çocukları
|
| |
EN ÇOK ARANANLAR |
» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler
|
VİDEO HABERLER |
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
» BU DEVLET BANA ADAM ÖLDÜRTTÜ!
» BAYAN PAKSÜT ERGENEKON KAPSAMINDA ADLİYEYE ÇAĞRILINCA...
» 15 BİN ASKERİMİZ NASIL KÖR EDİLDİ?
» GÖZYAŞLARIYLA İZLEYECEĞİNİZ BİR VİDEO
|
|