Erdoğan ve Ertuğrul Özkök Dolmabahçe Sarayı'nda baş başa görüştü.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ü kabul etti.
Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde gerçekleşen görüşme, yaklaşık 2 saat sürdü.
Görüşmenin, Ertuğrul Özkök'ün talebi üzerine gerçekleştiği belirtildi.
SİTEM ETMİŞTİ
Ertuğrul Özkök aylar önce yazdığı bir yazıda, daha önceki başbakanlarla sık sık görüşmesine rağmen Başbakan Erdoğan'la bu sıklıkta bir araya gelmediğini yazmış ve sitemde bulunmuştu.
İşte Ertuğrul Özkök'ün 23 Mart 2007'de Erdoğan'a sitemde bulunduğu o yazı:
Erdoğan: İşte adaylık görüşüm
"DÜN akşam Başbakan Tayyip Erdoğan aradı. Bana Cumhurbaşkanlığı ile ilgili görüşlerini anlattı."
Gazetecilik hayatımda, birçok yazıma bu cümlelerle başladım.
Rahmetli Turgut Özal'la hemen her gün konuşurdum.
Keza Demirel, Yılmaz, başlarda Çiller.
Ancak iki siyasetçiyle böyle bir ilişkim olmadı.
Biri, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer.
Öteki, Başbakan Tayyip Erdoğan.
Erdoğan'la, Başbakan olmadan önce çok iyi ilişkimiz vardı.
Cezaevinden çıktıktan sonra bir kere Nazlı Ilıcak'ın evinde, bir kere de kızım Gülümsün ile Ercan'ın evinde buluştuk.
AKP Genel Başkanlığı döneminde de epey konuştuk.
Ancak Başbakan olduktan sonra beni sadece bir kere aradı.
Dolayısıyla onun Cumhurbaşkanlığı konusundaki görüşlerini, "Başbakan dün akşam beni aradı ve şunları söyledi" diye başlayan bir yazıyla anlatamıyorum.
* * *
Ama başkalarının fikirleri hakkında bazı gözlemlerim var.
Bir itirafla başlayayım.
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tartışmaları, yazılanları son derece sıkıcı buluyorum.
Hemen, "Memleket meseleleri sana sıkıcı mı geliyor" diye bir düşünceye kapılmayın.
Cumhurbaşkanlığı seçimi elbette çok önemli.
Dahası ben, Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı'nın, sahip olduğu yetkilerden çok daha büyük bir önem taşıdığını düşünüyorum.
Bu konuyu benim gözümde sıkıcı hale getiren, gözlemekte olduğum ikiyüzlülük.
Şuna kesinlikle inanıyorum:
Muhalefet dahil herkes, içinden "Erdoğan inşallah adaylığını koyar ve cumhurbaşkanı seçilir" diye düşünüyor.
Bu konuda hiç kuşkum yok.
Çünkü herkesin bir hesabı var.
Kimi, Erdoğan cumhurbaşkanı olduğu takdirde AKP'nin güç kaybedeceği ve Meclis'e en az dört partinin gireceği hesabını yapıyor.
Kimi, gerginlik çıkmasın diye düşünüyor.
Kimi, Çankaya'ya çıktığı takdirde Erdoğan'ın, seçmen baskısından kurtulacağına ve daha ılımlı bir çizgi izleyeceğine inanıyor.
Gerekçesi ne olursa olsun, herkes kendine özgü bir yöntemle Erdoğan'ı Çankaya'ya itiyor.
Konuştuğum insanların çoğu bu görüşte.
O zaman ben de soruyorum: Böyle düşünüyorsanız niye çıkıp bunu açık açık söylemiyorsunuz?
Çünkü kendi cemaatlerinin buna kızacağını düşünüyorlar.
Diyorum ki, bu siyaset kimseye şeref getirmiyor.
Tam aksine, Türk siyasetinin ahlaki portresini bozuyor.
* * *
Cumhurbaşkanlığı ile ilgili yazıları ve haberleri sıkıcı buluyorum; ama yine de cevabını merak ettiğim bir soru var.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı'nı tartışma sürecini iyi mi, yoksa kötü mü yönetiyor?
Bu konuda birbirine zıt iki tahminim var.
Biri çok iyi yönetiyor.
Çünkü, bu süreç sonunda eğer cumhurbaşkanı olursa, "Söke söke oldu" denecek.
Aday olmazsa, bu defa bunu kamuoyuna karşı etkili bir "mağduriyet" kozuna dönüştürebilecek.
Yani, hapis cezasını kullandığı gibi bunu da lehine çevirecek.
Yani AKP'yi daha da yüksek bir oyla iktidara taşıyacak.
* * *
Karşı kutupta ise şu argüman var.
Aday olmazsa, kamuoyu onun "Güçlü bir lider olmadığını, iktidarı başka güçlerle paylaşmak, hatta havlu atmak zorunda kaldığını" düşünebilir.
Bu da onun liderlik karizmasını negatif etkileyebilir.
Ancak bunların hepsi tahminden ibaret.
Diyeceğim, Cumhurbaşkanlığı seçimi herkes için Rus ruleti.
O nedenle bu bozuk tabancayla Rus ruleti oynamak yerine, herkes samimi fikrini söylese ve savunsa, tarafların hepsi, en önce de Türk siyasi sistemi yararlı çıkar.
Yorumlar Yusuf Alper AKP kapatılması ile ilgili görüşmüşlerdir.. Ergenekonun ucu 1 numaraya gidiyor (Patronunun patronu) , Öte yandan AKP kapatılması ve Erdoğan dahil bir çok AKP'liye yasak.. Uzlaşmacı olarakm ı geldi... Karar verecekler direk endirek 1 numaranın sözünü dinler bu durumda AKP kapatılmaması ve Ergenekonun 1 numaraya ulaşmaması terazinin her iki kefesinde duranlar... Özkök bir yandan da muradına erdi ... Hep Başbakanlarla görüşmek alışkanlığını tekrar edemeyince krize girmişti... Kıskançlık damarları kabarıyordu... NE GÖRÜŞTÜLER SPEKÜLASYONLARI DOLAŞIP DURUR AMA BENİM KANAATİM YUKARIDAKİ MESELE... Terazinin bir tarafında AKP davası diğer kefede Ertuğrulun Patronunun patronu 1 numara.... Bence BMC sizce NC ? :)
Uzun yıllardır Türkiye'nin dört bir tarafında kurulan iftar çadırları, ABD'ye kadar ulaştı. Milky Way Education Derneği tarafından bu yıl ilk kez New Jersey Clifton Park'ta kurulan iftar çadırına; Müslüman Türk toplumu yoğun ilgi gösterdi.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: